Erzurum’un Oltu ve çevresine kök salmış, ateşin başında pervane  gibi döne döne pişen, ince ince dilimlenip şişe takılarak “Cağ” üzerinde servis edilen bir lezzet: Cağ Kebabı.

Asırlar önce yaylalarda beslenen koyunların eti, ardıç ve meşe odunlarının isli kokusuyla buluşur; usta eller, eti önce terbiyenin vakarına, sonra ateşin sabrına emanet eder. Cağ Kebabı; hızla değil, sabırla pişer. Her dilimi, Usta Bıçağının ritmiyle incecik kesilir; yağının sıcak ateş gibi akışı, kokusunun mekânı dolduruşu bir Erzurum destanını hatırlatır.

Bu lezzetin hikayesi, sadece ocakta değil; ustalığın, sözün ve vefanın harmanlandığı bir kültürde pişer. Eskinin ocak başlarında paylaşılan lokmalar, “Baba Nasihati” gibi ağırbaşlıdır; sofraya gelen misafir dost sayılır, kebap dostluğun vesilesi, sunulan sofra ise muhabbettir. İşte bu yüzden, Çağ kebabı bir yemekten öte; bir bellektir. Erzurum’un rüzgârı, kışı, misafirperverliği ve gururu bir şişte buluşur, “Buyur Gel” der. Bu davete icabet eden herkes, payına düşen hikayeden bir lezzet alır.

Bado Baba Dostu Cağ Kebap kuruluşu ile bizlere ” Buyur Gel” diyen;

 

 Ahmet Özçelik 1970 Tortum Şenyurt doğumlu olup, ilk, orta, lise ve üniversite eğitimini memleketi Erzurum’da tamamlamıştır. Askerlik görevini Gaziantep’te yerine getirdikten sonra özel sektörde satış-pazarlama alanında başladığı kariyerinde kısa sürede Doğu ve Güneydoğu Anadolu’nun pek çok şehrinde Bölge ve Şube Müdürlüğü yapmıştır; ardından aynı şirkette Karadeniz Bölge Müdürlüğü görevini üstlenmiştir. 2003 yılında ise Trakya ve Marmara’daki yan kuruluşa Genel Müdür olarak atanmıştır.

Yöneticilikteki bu birikimi, onu çocukluğunun tadına, Erzurum’un kadim lezzetine götürmüştür: “Çağ Kebabına”. Çünkü Çağ Kebabı, Erzurum’un sadece meşhur yemeği değil; usta ellerin sabrıyla, ateşin vakarını buluşturduğu bir kültürdür. Ardıç ve Meşe odununda ağır ağır pişen etin her dilimi, eski ocak başlarında paylaşılan dostluğun hatırasını taşır. Özçelik, yılların kurumsal deneyimini bu lezzetin hak ettiği ölçek ve disiplinle buluşturmak üzere, görevinden istifa ederek, Erzurum Cağ Kebabını daha geniş kitlelere tanıtma kararı almıştır.

Bu kararla İstanbul Şirinevler’de ilk Baba Dostu Cağ Kebap Salonu’nu açmıştır. “Baba Dostu” adı, ustalığın babadan oğula, sözün dosttan dosta geçtiği o ocak kültürüne bir selamdır: Masaya gelen her tabak, babanın öğüdü gibi ağır başlı; dostun ikramı gibi samimi olmalıdır. Kısa sürede Baba Dostu, Çağ kebabı denildiğinde akla gelen müstesna adreslerden biri haline gelmiştir; yükselişini ve büyümesini istikrarla sürdürmeye devam etmiştir.

Ahmet Özçelik’in hikayesi, yönetim tecrübesiyle mutfak geleneğini birleştiren muazzam bir yolculuk. Erzurum’un rüzgârını İstanbul’un sokaklarına taşıyan bu yolculukta, Çağ kebabının hikayesi her gün yeniden yazılıyor:

Ateş aynı ateş, terbiye aynı terbiye; değişen tek şey, bu lezzetin ulaştığı dost sofralarının sayısı. Baba Dostu ise adının hakkını vererek, her lokmada bir ahde vefa, her şişte bir hatıra, her serviste bir Erzurum selamı taşımaya devam ediyor.

 

Özçelik’e neden Baba Dostu denildiğinde; kendisi şu sözlerle hikayenin tam da içine katıyor her birimizi :

 

 

 

“Benim dedemin babası köyde hatırı sayılan insanların başında gelen bir kişiymiş. Ekonomik durumu çok iyi olmamasına rağmen köyümüze gelen yabancıları çok iyi derecede ağırlar ve misafirperverlikten büyük hoşnutluk duyarmış.

Misafir kalan insanlar dedem hakkındaki memnuniyetliklerini her gittikleri yerlerde ve konuşma ortamlarında dile getirirlermiş. Bu görgü ve alışkanlık dedemde de devam etmiş.

Bu vesile ile beni gören köylüler ve civar köylerin büyükleri benim kendimi tanıtmamdan sonra geçmiş günleri yad ederek bana, ‘Biz seninle baba, ata dostuyuz’ derlerdi ve bu beni son derece duygulandırır ve mutlu ederdi. Bu vesile ile işyerimin adının BABADOSTU olmasını istedim”